user warning: Table 'cagdas_eu.eu_captcha_points' doesn't exist query: SELECT module, captcha_type FROM eu_captcha_points WHERE form_id = 'user_login_block' in /home/eu/domains/ihya.eu/public_html/modules/captcha/captcha.inc on line 60.

Avrupada Ihya

Avrupada Ihya

Yeni ehliyetler AB ülkelerinde değiştirilebilecek mi

Türk ehliyetlerinin AB'ye uygun hale getiriliyor olması yurtdışında yaşayan gurbetçileri de heyecanlandırdı.

Medyada çıkan haberler, yeni Türk ehliyetleri Avrupa'da kullanılabilecek ve birebir olarak o ülkenin ehliyeti ile değiştirilebilecek algısı yarattı. Oysaki, hali hazırda kullanılan Türk ehliyetleri ve yeni basılacak ehliyetler, Avrupa'nın neredeyse tamamında zaten kullanılabiliyor.

EHLİYETLER AVRUPA'DA YILLARDIR KULLANILIYOR

Türk vatandaşlara vizesiz AB yolu açıldı

Türkiye ile Avrupa Birliği, Türk vatandaşlarına vizesiz seyahat yolunu açacak 'geri kabul anlaşması'nda uzlaşmaya vardı. Bu ay içinde imzaların atılması bekleniyor.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının vizesiz Avrupa Birliği ülkelerine seyahat edebilmesinin önündeki bir engel daha aşılıyor. Taraflar, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının AB ülkelerine vizesiz girebilmesi müzakerelerinde uzlaşmaya vardı.
Karşılıklı çekincelerin giderilmesiyle bir süredir yürütülen yol haritası müzakerelerinde imza aşamasına gelindi.

Türkiye'nin vize rüyası kötü bitti!

Türklere vizesiz Avrupa yolunu açabilecek “Demirkan” davasında Avrupa Adalet Divanı son noktayı koydu ve, “Türkler vizesiz giremez” dedi.

Lüksemburg'da kararını açıklayan Adalet Divanı, Katma Protokol'ün Türklere vize muafiyeti getirmediğine hükmetti. Sabah'ın haberine göre, ünlü Alman avukat Rolf Gutmann açtığı davada, Katma Protokol'ün 41. Maddesinin 1. Paragrafının turisti de kapsadığını savunmuştu. Ancak mahkeme bu görüşe katılmadığı gibi, "Katma Protokol, AB üyesi bir ülkenin, hizmet alımına dönük vize mecburiyeti getirmesine engel değil" dedi.

İŞTE VİZESİZ ÜLKELER

Avrupa'da Türklere vize muafiyeti!

Avrupa Birliği Komisyonu'ndan vize kolaylığı müjdesi!

Avrupa Birliği Komisyonu, Schengen sınır kapılarını uyararak, hizmet sunan Türk vatandaşlarının Almanya, Hollanda ve Danimarka'ya vizesiz girebileceğini bildirdi

Türk vatandaşları hizmet sunmak için vizesiz girecekleri Almanya'da 2 ay, Hollanda ve Danimarka'da 3 ay kalabilecekler.

İSTİSNAİ ŞARTLARDA SINIR KAPILARINDA VİZE VERİLECEK

Avusturya’da Müslümanların 100. Yıl kutlaması

Avusturya Müslümanları, Avusturya’nın İslam’ı tanımasının yüzüncü yılını kutluyor. Kutlama münasebetiyle konuşan İslami Merkez İmamı ve Hatibi Şeyh El-Desoki Sherbini, Avusturya’nın İslam’ı semavi bir din olarak tanıyan ilk Avrupa ülkelerinden biri olduğunu belirtti. Sherbini, Avrupa ülkeleri arasında Müslümanlara ve İslam’a en çok saygı gösteren Avusturya, dedi.

Avusturya’da yaşayan Müslümanlar bu ay, Avusturya Hükümeti’nin İslam dinini resmi olarak tanımasının yüzüncü yılını kutluyor.

Başpiskopos: Milano'ya cami şart

İtalya'da cami tartışmaları sürerken Milano Başpiskoposu şehre cami yapılmasının şart olduğunu söyledi.

Milano'daki cami tartışması sürerken Milano Başpiskoposu Kardinal Dionigi Tettamanzi, "Milano'nun cami ihtiyacı karşılanmalıdır. Kent yetkilileri herkese din özgürlüğü sağlamalıdır. Hukuk çerçevesinde Müslümanların da dinlerini yaşamaları mümkün olmalıdır" dedi.

Tettamanzi, kendisine yöneltilen bir soru üzerine yaptığı açıklamada, "Müslümanların teravih namazı için tiyatro çadırı gibi yerleri kiralamak zorunda kalmalarının ibadethane sorununun sürdüğünün göstergesi olduğuna" işaret ederek, "Cami meselesi, siyasiler tarafından genelde hep polemik konusu haline getiriliyor. Sorunun çözümü ertelendikçe, gerilim de giderek tırmanıyor. Bu soruna acilen bir çözüm üretilmelidir" dedi.

Moldova'da referandum geçersiz sayıldı

Moldova'da bugün yapılan referandumda katılımın yüzde 29'da kalması üzerine referandum geçersiz sayıldı.

Cumhurbaşkanının parlamento yerine halk tarafından seçilmesiyle ilgili referandumda katılım oranının yüzde 29,67'de kaldığı, oysa referandumun geçerli olabilmesi için katılım oranının en az yüzde 33 olması gerektiği belirtildi.

Siyasi krize son vermek amacıyla düzenlenen referandumun geçersiz ilan edilmesiyle, krizin devam ettiği yorumları yapılıyor.

ETA'nın ateşkesi yetersiz bulundu

İspanyol hükümeti, yıllardır Bask bölgesinin bağımsızlığı için mücadele eden ayrılıkçı örgüt ETA'nın ateşkes ilanına temkinli yaklaşıyor. Bunda örgütün daha önce de benzer açıklamalar yapıp sonra tekrar silaha sarılmasının payı büyük.

İspanya'nın kuzeydoğusundaki Bask bölgesinin bağımsızlığı için mücadele eden, AB terör örgütleri listesindeki ETA'nın ateşkes ilanı, İspanyol ve Bask hükümetleri tarafından "yetersiz" bulundu.

Bask özerk yönetim bölgesinin başkanı Patxi Lopez, ETA'nın açıkladığı ateşkesin "yetersiz olduğunu ve halkın isteklerine cevap vermediğini" söyledi.

Bask televizyonu ve radyosuna değerlendirme yapan Lopez, "Top halen ETA'nın ayağında, tamamen silah bırakma kararını alması gereken onlardır" dedi.

Belediye başkanı mafya kurbanı

İtalya'daki turistik küçük bir kasabanın belediye başkanının aracında ölü bulunması ülkeyi sarstı.

İtalya'nın Campania bölgesindeki Pollica Belediye Başkanı Angelo Vassalo'nun, sabaha karşı özel aracında ölü bulunduğu ve cinayetle ilgili soruşturma başlatıldığı bildirildi.

Salerno yakınlarındaki Vallo Della Lucania kentine bağlı 3 bin nüfuslu Pollica beldesindeki cinayet, tüm ülkeyi derinden sarstı. Turistik beldedeki esnafların bir bölümünün yas nedeniyle kepenk indirdiği ve cinayeti protesto ettiği belirtildi.

Napoli ve civarının ünlü mafya örgütü Camorra'nın etkin olduğu bölgede, pusuya düşürülerek 9 milimetre çapındaki 9 kurşunla işlenen cinayetin nedeni henüz netleşmedi.

İran, Oriflame’i gönderdi

ABD’nin İran’a yönelik yaptırımları sıkılaştırmasının ilk sonuçları ortaya çıkmaya başladı. ABD ‘kara liste’ye aldığı İranlı şirket ve bankalarla iş yapılmaması için en son Türkiye’de toplantılar yaparken, İran’dan ‘İsveçli Oriflame’in kapatıldığı’ haberi geldi. Bu arada Nabucco konsorsiyumu ise ‘Var olan siyasi durum nedeniyle’ boru hattında İran’ı devre dışı bıraktı.

UYGULADIĞI yaptırımlar çerçevesinde İran’da devlet kontrolünde olduğu gerekçesiyle 21 şirketi daha kara listeye alan ABD, bu şirketlerle iş yapılmaması için ülke ülke gezerken İran karşı atağa geçti. İran, İsveçli doğrudan satış firması Oriflame’in Tahran’daki ofisini kapayıp, 5 çalışanını tutukladı. Bu arada ABD’nin yaptığı uyarılar da sonuçlarını vermeye başladı. Nabucco doğalgaz boru hattı konsorsiyumu, İran hattından vazgeçtiğini açıkladı.

‘Saadet zinciri’ suçlaması

Hong Kong’da Filipinlere seyahat yasağı

Hong Kong yetkilileri dün yaşanan rehine krizinin ardından düzenlenen kurtarma operasyonunun bir felakete dönüşmesine sert tepki gösterdi ve ülkeye her türlü seyahati yasakladı. Dünkü olayda biri saldırgan, toplam dokuz kişi hayatını kaybetmişti.

Çin hükümeti de operasyonla ilgili detaylı soruşturma talebinde bulundu. Filistin Devlet Başkanı Benigno Aquino, cevapları en kısa zamanda sağlama sözü verdi.

Polisin, saldırgan sekiz rehineyi öldürmeden önce neden otobüse girmeyi başaramadığı sorusu, soruşturmanın merkezinde yer alıyor. Filipinlerin başkenti Manila’nın polis şefi Leocadio Santiago adamlarının rehine krizini yönetimini savundu.

Sel felaketi Pakistan'ı İMF'ye götürdü

Dev boyutlardaki sel afetiyle başa çıkmaya çalışan Pakistan hükümeti İMF yetkilileriyle görüşme içerisinde. İslamabad, 11 milar dolarlık bir kredi paketinin hayata geçirilmesini istiyor.

Sel felaketiyle başa çıkmaya çalışan Pakistan İMF'ye gidiyor.

Uluslararası Para Fonu'yle görüşen Pakistan hükümeti, ülkenin geniş kesimlerini etkisi altına alan sellerin ardından 11 milyar dolarlık bir kredi paketi istiyor.

İMF'nin bölgesel direktörü Mesud Ahmed BBC'ye yaptığı açıklamada Pakistan'a ''bu zorlu günlerinde'' yardım etmenin yollarını aradıklarını söyledi.

Üzerinde düşünülen seçenekler arasında, Pakistan'dan talep edilen mali hedeflerden bazılarının hafifletilmesi ya da İslamabad hükümetinin olağaüstü doğal afet fonuna başvurması var.

Türkiye'ye serbest dolaşımsız AB üyeliği!?

Financial Times'ta çıkan yorum yazısında Türkiye ile AB'nin ilişkilerini daha açık sözlülükle yürütmesi gerektiği ve serbest dolaşım hakkı olmadan Türkiye'ye üyelik teklifinde bulunulabileceği kaydediliyor.

Financial Times'ta, Gideon Rachman imzalı Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin ele alındığı bir makale yer alıyor. Başlığı: İkiyüzlülüğe son verin ve Türkiye'yle konuşun.

Makalenin hemen üzerindeki karikatürde, Türkiye Başbakanı Recep Tayip Erdoğan'ın öncülüğünde Türk halkı, ellerinde bavullarıyla, bir hendeğin başında, Avrupa Birliği'ni temsil eden kalenin önünde bekliyor.

Kapısı aralık kalenin burçlarında ise Almanya Başbakanı Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy ve İngiltere Başbakanı David Cameron bekliyor.

'Çekilmenin riskli olduğunu Obama'ya söylerim'

Kısa bir süre önce ABD’nin Afganistan’daki güçlerinin komutanı olarak atanan General David Petraeus, BBC’ye yaptığı açıklamalarda, eğer Başkan Barack Obama’nın belirlediği çekilme tarihinin çok riskli olacağını düşünürse bunu dile getireceğini söyledi.

Petraeus, “Düşman için çok önemli olan toprakları alırsanız, düşmanın size cevap vermesi çok yüksek bir ihtimaldir” dedi. Petraeus böyle durumlarda mümkün olan en dobra tavsiyenin verilmesi gerektiğini belirtti.

Petraeus daha önce Irak’ta yaptığını bugün Afganistan’da yapıyor: Misyona güven aşılarken beklentileri sınırlı tutmak. Bu strateji Irak’ta başarılı oldu. Petraeus zafer kazanmasa da, ülkenin şansının dönmesinde çok etkili oldu. General Afganistan’da da aynı sonucu elde etmek istiyor.

İtalya İçişleri Bakanı'ndan Fransa'ya Roman desteği

İtalya İçişleri Bakanı Roberto Maroni Cumartesi günü Corriere Della Sera gazetesine verdiği röportajda, devlet yardımlarıyla yaşayan Avrupa Birliği vatandaşlarını sınır dışı etmek istediklerini söyledi. Böyle bir hamle insan hakları gruplarının ayrımcılık olarak gördüğü Roman karşıtı hareketin İtalya'ya da yayılması anlamına geliyor.

Bakan Maroni, Avrupa Komisyonu'nun İtalya'nın böyle bir planı uygulamasına geçmişte izin vermediğini ancak lobi çalışmalarını sürdüreceğini ve 6 Eylül’de yapılacak AB İçişleri Bakanlığı zirvesinde bu konuyu gündeme getireceğini belirtti.

Hafta içinden bu yana Fransa yüzlerce Romanı sınır dışı ederek Romanya'ya gönderdi. Fransızlar bu gidişin "gönüllü" olduğunu belirtiyor, ancak gönderilenlerin bazıları ülkeyi terk etmeye zorlandıklarını dile getiriyor.

Almanya'nın Türk bakanı 3 ayda hüsran yarattı

Almanya’nın ilk Türk kökenli bakanı Aygül Özkan’ın görevde geçirdiği ilk aylar neredeyse bir felakete dönüştü. Dahası partisi Hıristiyan Demokratlar için bir halkla ilişkiler hamlesi olması beklenen bu girişim resmen geri tepti.

Aygül Özkan’ın Almanya’daki yeni nesil politikacıların umudu olması bekleniyordu. Özkan Nisan ayında, Almanya’da bir eyalet hükümetinde bakanlık kademesine yükselen ilk Türk kökenli siyasetçi oldu. Gerçekten de bir siyasetçinin göreve gelir gelmez bu kadar övülmesi Almanya’da nadir görülen bir durum.

O dönem Aşağı Saksonya eyaletinin başbakanı bugün de Almanya Cumhurbaşkanı olan Christian Wulff, “Özkan yetenekleriyle ve karakteriyle bir rol modeli. İyi bir başlangıç yapacak ve iyi bir iş çıkaracak” demişti. Wulff ayrıca Özkan’ın bir çok politikacının yayılmasından endişe ettiği göçmen gettoları “paralel toplumlar”ın oluşumunu önleyeceğini söylemişti.

Fransız kadınlar neden bebeklerini öldürüyor?

Sorulması gereken soru önemli olduğu kadar korkutucu: Fransa’da yeni doğan bebeklerini öldüren kadın sayısı neden günden güne artıyor? Uzmanlar, sebebin henüz tıbben ve yasal olarak tanınmamış bir hastalık olduğunu söylüyor.

Bu soru, Çarşamba günü Fransa’nın kuzeyinde boğularak öldürüldükleri düşünülen sekiz bebeğin katillerinin anneleri olduğunun ortaya çıkmasının ardından acil olarak değerlendirilmesi gereken bir husus haline geldi.

2003 yılından bu yana en az beşinci bebek cinayeti vakasıyla karşı karşıya olan Fransa’nın, bu cinayetlerin arkasında olduğu düşünülen olguyla yüzleşmesi hayati önem taşıyor. Bu olgu, "gebeliği reddetme" olarak bilinen ruhsal bir sorun.

Gizli belgeleri sızdıran sistemin 'gizli sistemi'

Şeffaflık iddiasıyla sınıflandırılmış ve gizli tutulan belgeleri kamuoyuna sızdıran tartışmalı Wikileaks sitesi, faaliyetlerinden rahatsız olan çevrelerden baskı görmeye devam ediyor. Örgüt son olarak, mali kaynaklarını korumak için gizli bir küresel finansal ağı kurduğu iddiasıyla eleştiriliyor. Wikileaks'in kurucusu Julian Assange, bu iddiları kendi ağzından cevapladı.

Temmuz ayında Afganistan savaşı hakkında ABD ordusuna ait 76 bin belgeyi yayımlayan site birçok devlet ve şirketi öfkelendirmiş, hakkında davalar açılmış ve birçok yerde siteye erişim engellenmişti.

Para kaynağı ve altyapısının daha fazla zarar görmemesini isteyen Wikileaks, kaynakları ve kullanımını saklamak için bağışlarını toplayacağı ve dağıtacağı karmaşık bir sistem geliştirdi.

Boğa güreşleri yasağı İspanya'yı karıştırdı

İspanya’nın Katalonya bölgesi uzun bir süredir tartışılan boğa güreşleri meselesiyle ilgili Çarşamba günü tarihi bir adım attı. 55’e karşı 68 oyla Katalan parlamentosu bölge genelinde boğa güreşlerinin yasaklanmasına karar verdi.

Böylece Katalonya İspanya’da hala “ulusal festival” olarak görülen boğa güreşleri geleneğini yasaklayan ilk bölge oldu. Konu Katalanca “Yeter!” anlamına gelen “Prou!” sloganıyla yola çıkan bir kampanya sonucu ilk olarak Kasım 2008’de parlamentonun gündemine alınmıştı.

Parlamentonun kararı yüzlerce yıllık bu sporu (ya da sanatı) yasaklamanın yanı sıra bu işle uğraşan organizatör şirketler ve matador kıyafetlerinde uzmanlaşan terziler gibi iş sahiplerinin de yasaklanmasını öngörüyor. Böylece toplumun önemli bir bölümünün yasaktan mali olarak da zarar göreceği tahmin ediliyor.

İran ve Türkiye arasında petrokimya işbirliği

İran Petrol Bakanı Yardımcısı Türkiye’nin, İran’ın güney ve batısında inşa edilecek iki petrokimya tesisi için Tahran’la işbirliğine gideceğini söyledi.

Bakan Abdülhüseyin Bayat, Mehr Haber Ajansı’na yaptığı açıklamalarda, “Son dönemde Türk şirketlerle olan görüşmelerimizi hızlandırdık. Müzakerelerimizi Pars Özel Ekonomik Enerji Bölgesi’nin ikinci bölümünde inşa edilecek üre ve amonyum tesislerine ve Miyandoab petrokimya birimine odaklıyoruz” dedi.

Ulusal İran Petrokimya Şirketi’nin de yönetici direktörü olan Bayat, “Miyandoab’ın PVC petrokimya birimi, tamamlandığında yılda 539 bin ton petrokimya ürünü üretecek” dedi.

Cameron Almanya ve Fransa'yı yabancılaştırdı

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyesi olma düşüncesi birlikteki birçok ülkeye rahatsızlık veren bir fikir oldu. İngiltere Başbakanı David Cameron’ın Türkiye’nin üyeliğine destek vermesi ise, İngiltere’nin Almanya ve Fransa ile arasına mesafe koymasına yol açtı.

Büyük, fakir ve gizemli: Bu üç kelime Avrupa Birliği’nde yaşayan insanların Türkiye’yi nasıl gördüğünü özetliyor. Türkiye Fransa’dan daha fazla toprağa, Almanya kadar büyük bir nüfusa sahip ancak Romanya kadar da yoksul. Türkiye ile bağdaşan bir diğer unsur, ülkenin farklı ya da yabancı bir toplum olup olmadığı. Türkiye hakkında Avrupa’da sözü edilmeyen duygusal bağlılık, onun Avrupa kulübündeki diğer ülkelere benzemediğini gösteriyor.

TÜRKİYE’DEN ÇEKİNİN

Avrupa artık onlara ihtiyaç duymuyor

Avrupa'yı kavuran ekonomik krize çözüm üretmekte aciz kalan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve Almanya Başbakanı Angela Merkel, bugün hem ülkelerinde hem de Avrupa'da ihtiyaç duyulmayan liderler haline geldiler.

Henüz altı ay önce, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve Almanya Başbakanı Angela Merkel sonsuza kadar koltuklarında kalacak gibi görünüyordu. Makro ekonomik açıdan, bu durum oldukça can sıkıcı bir tablo ortaya çıkarıyordu. Çünkü yaşanan euro krizi, ağırlıklı olarak zayıf liderlikten kaynaklanıyor. Altı ay öncesinden bugüne kadar olan süreçte ise, her ne kadar farklı sebeplerden olsa da, iki lider büyük destek kaybına uğradı.

Merkel, ülkesinin uzun dönemli çıkarlarından ziyade kendi kısa dönemli kazançlarına odaklanan bir taktik oyuncusu olarak görülmeye başlandı. Sarkozy ise aşırı hareketliliği nedeniyle bir soytarı durumuna düştü. Bu farklılıklara ve iki liderin aralarındaki mesafeye rağmen, Merkel ve Sarkozy'nın kaybettiği desteğin altında yatan ortak bir nokta var.

Cameron'ın sözleri İngiliz basınını ayağa kaldırdı

İngiltere Başbakanı David Cameron’un Türkiye ziyareti sırasında, Gazze için ‘açık cezaevi’ tanımını kullanması İngiliz basınında büyük yankı uyandırdı.

Independent, Cameron’un Türkiye ziyaretiyle İsrail’e karşı bir savaş başlattığını açıklarken, Financial Times İngiliz Başbakan’ın yorumuyla Ankara’da alkışlar aldığını yazdı.

INDEPENDENT: Cameron İsrail’e saldırmak için Türkiye’yi kullandı

Gazze Şeridi’ni “açık cezaevine” benzeten ve Gazze’ye üç yıldan beri uygulanan ablukanın kaldırılmasını talep eden İngiltere Başbakanı David Cameron, İsrail’e karşı tavrını sertleştirdi.

'Mahkemenin kararı Belgrad'ı nakavt etti'

Sırbistan, Uluslararası Adalet Divanı’nın Perşembe günü Kosova’nın bağımsızlık ilanının uluslararası hukukun ihlali anlamına gelmeyeceği yönündeki kanaatiyle büyük darbe yedi. Mahkemenin kararı Bosna’nın gelecekteki istikrarını da etkileyebilir.

Avrupa Birliği’nden (AB) bir diplomat, “Bu Sırbistan’ın çenesine vurulmuş bir aparkattır. Mike Tyson’ın rakibini 34’üncü saniyede nakavta uğratması ve rakibin bir daha kıpırdayamaması gibidir” dedi.

Mahkemenin tartışmaya mahal bırakmayacak kadar açık olan kararında Sırp hükümetinin teselli bulabileceği pek bir şey yoktu. Birçok gözlemci mahkemenin iki tarafa da yasal temel sunabilecek ve davalarını sürdürmelerine izin verecek bir karar açıklamasını bekliyordu.

Cameron'ın sözlerinin altında ticari kaygılar yatıyor

İngiltere Başbakanı David Cameron, Ankara ziyareti sırasında TOBB’da iş dünyasının liderlerine yaptığı konuşmada, Türkiye’nin AB üyelik hedeflerinin bloğun liderleri tarafından 'hüsrana uğratılması'ndan duyduğu 'öfke'yi dile getirdi. Analistler, Cameron'ın Türkiye'ye bu kadar sıcak yaklaşmasının ardında büyümekte olan ekonomik güçlerle iyi ticari ilişkiler kurma çabasının yattığını belirtti.

İngiltere Başbakanı iltifatlarla dolu konuşmasında, bir yandan Türkiye’nin AB’nin masasındaki yerine oturabilmesi için vereceği “savaş”tan bahsederken, iki ülkenin İran ve Gazze konularında yaşadığı fikir ayrılıklarına fazla değinmemeye özen gösterdi.

İkiyüzlülüğü bırakın ve Türkiye'yle açık konuşun

Financial Times'ın en tanınmış ve saygın köşe yazarlarından Gideon Rachman Türkiye'nin AB sürecini yorumladı. Rachman Türklerin AB'ye üye olmasını ancak serbest dolaşım hakkı almamasını savundu.

Türkiye’nin Batı dünyası için önemi Barack Obama ve David Cameron’ın göreve geldikten birkaç ay sonra TBMM’de konuşmalar yapmalarından anlaşılabilir.

Batı Türkiye’ye önem veriyor çünkü bu ülke Doğu ile Batı arasında bir köprü ve laik bir demokrasisi olan Müslüman ülkelerin nadir bir örneği. Türkiye hem Rusya’nın ve İran’ın komşusu hem de bir NATO üyesi. Gittikçe büyüyen, dinamik bir ekonomisi var. Ancak son günlerde Türkiye, Batı için bir kaygı kaynağına dönüşüyor.

Almanya'da üç bebek mamadan öldü

Almanya'da bir sağlık skandalı patlak verdi. Maınz üniversitesi hastanesinde, haftasonundan bu yana üç bebek hayatını kaybetti. Ölüm nedeni bebeklerin, bağırsak bakterisi bulaşan mamayla beslenmeleri.

Geçen cumartesi günü, erken doğan ve kalp yetmezliği tedavisi gören iki yaşındaki bebek ile sekiz aylık bebek yaşamını yitirdi.

Dün akşam da yine erken doğan ve bu nedenle yoğun bakımda tedavi gören üçüncü bir bebek hayata gözlerini yumdu.

Yapılan incelemelerde beslenmeye bağlı olarak bağırsak bakterisine rastlandı. Bakterinin bulaştığı ve sağlık durumlarının kritik olduğu söylenen dört çocuğun tedavisi ise sürüyor.

Wikileaks'in ardındaki tavizsiz isyancı: Assange

Afganistan savaşıyla ilgili gizli belgeleri yayımlayarak dikkatleri bir kez daha üzerine çeken Wikileaks'in arkasında, sırt çantasında masaüstü bilgisayar taşıyan doğuştan bir isyancı var.

Hakkında kamuoyunda çok fazla şey bilinmeyen Julian Assange kendi kendine yaşıyor.

Özellikle bu yılın başında Irak ve Afganistan savaşlarıyla ilgili 260 bin belgeyi Wikileaks'e sızdırmakla suçlanan ABD'li bir istihbarat uzmanının tutuklanmasından sonra gizlenmeye başlayan Assange'ın hayatının neredeyse tamamının havaalanlarında geçtiği, bir yerde iki günden fazla kalmadığı söyleniyor.

"HALKIN İSTİHBARAT AJANSI"

Rehine krizi Filipinler'deki düzensizliğin ürünü

Nüfusunun üçte biri yoksulluk sınırının altında olan Filipinler'de yaşanan rehine krizi, ülkeyi bir türlü sorunlarından kurtaramayan hükümetin üzerindeki baskıyı iyice artırdı.

Salı günü yaşanan kanlı rehine krizi, ülkesini kötü yönetim ve gerileme sürecinden kurtarmaya çalışan Devlet Başkanı Benigno Aquino’nun üzerine büyük bir baskı kurarken, Filipinli yetkililer kuşatmanın yönetim stratejisini savundu.

Ancak saldırının bir gün sonrasında, Manila Emniyet Müdürü Leocadio Santiago kurtarma operasyonunda bazı hatalar yaptıklarını kabul etti. Santiago, "Kurtarma operasyonu sırasında bazı yetersizlikler ve taktik hataları tespit ettik. Bu konuda soruşturma açılacak" dedi.

Destekci Reklam

İçeriği paylaş

Gezinti

Kullanıcı girişi

Destekci Reklam

Kimler çevrimiçi

Şu an 1 kullanıcı ve 7 ziyaretçi çevrimiçi.

Destekci Reklam